Arap eğlence dünyasında ünlü isimlerin çocuklarının sektöre adımı artık sadece oyunculukla sınırlı kalmıyor. Müzik sahnesi; Amr Diab’ın kızı Jana, Fadel Shaker’ın oğlu Muhammed, Ruby’nin kızı Taiba ve Ahmed Saad’ın kızı Judy gibi isimlerin peş peşe gelen denemeleriyle sarsılıyor. Çocukların ebeveynleriyle sahneye çıkması giderek yerleşik bir trende dönüşürken, bu durum eski bir tartışmayı yeniden alevlendirdi: Ünlü çocukları gerçekten yetenekli mi, yoksa sadece ailelerinin mirasına mı tutunuyor?
Kapıyı şöhret aralar ancak kararı seyirci verir
Sanat eleştirmeni Tarık eş-Şinnavi, sanatçı çocuklarının piyasaya girmesini toplumda hızla yayılan bir “akım” olarak nitelendiriyor. Aile bağlarının gençlere sektöre girişte koruma sağladığını ve işlerini kolaylaştırdığını belirten Şinnavi, bunun başarı ve kalıcılık için asla garanti olmadığını vurguluyor.
Mustafa Kamel’in oğlunun son sahne performansını ses kalitesi açısından sert bir dille eleştiren Şinnavi, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ünlü bir aileden gelmek kapıları açabilir ama halkın sevgisini garanti etmez. Bizim tek sığınağımız seyircidir. Eğer izleyici bir yeteneğe ikna olmazsa, hiçbir güç o ismi zorla kabul ettiremez.”
Şinnavi, geçmişte Moharram Fouad veya Ümmü Gülsüm’ün yeğenine verilen desteklerin dahi kalıcı başarı getirmediğini, sinemada olduğu gibi müzikte de nihai sınavın sahnede verildiğini hatırlatıyor.
Güvenli başlangıç bağımsız kimlik kurmaya yetmiyor
Müzik eleştirmeni Muhammed Atiye ise sanatçı çocuklarının piyasaya avantajlı bir konumdan girdiğini ancak en büyük sınavın “ebeveyn gölgesinden sıyrılmak” olduğunu ifade ediyor. Sosyal medyanın yapım şirketlerine bağımlılığı azalttığı bu dönemde, aile isminin hala güçlü bir kaldıraç olduğunu söyleyen Atiye, Muhammed Adawiya örneğine dikkat çekiyor. Adawiya’nın, efsanevi babası Ahmed Adawiya’nın şarkılarını taklit etmek yerine kendine özgü bir müzikal çizgi çizerek bağımsız bir kariyer inşa ettiğini belirtiyor.
Buna karşılık Fadel Shaker’ın oğlu Muhammed’in yetenekli olmasına rağmen babasının vokal tarzına çok yakın durduğu, bu nedenle kıyaslanma tuzağına düştüğü uyarısında bulunuyor.
Gerçek sanat projesi mi, yoksa reklam stratejisi mi?
Amr Diab’ın kızı Jana’nın Batı müziğine yatkınlığına değinen Atiye, bu tarzın Mısır genelinde geniş kitlelere ulaşmasının sınırlı kalabileceğini öngörüyor. Ahmed Saad, Ruby ve Sherine gibi sanatçıların çocuklarıyla sahnede boy göstermesini ise çoğunlukla şov ve tanıtım hamlesi olarak yorumlayan eleştirmen, bunların gerçek birer müzik projesi olup olmadığının zamanla anlaşılacağını belirtiyor.
Uzmanlar, sanat dünyasının sunduğu konfor ve maddi kazançların yeni nesli cezbettiğini, fakat “sanatçının çocuğu” etiketinden sıyrılıp özgün bir sanatçıya dönüşemeyenlerin zamanla unutulmaya mahkûm olduğunu vurguluyor.

















