Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nda tırmanan kriz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası projeksiyonlarını revize etmesine yol açtı. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini 2 puanlık artışla yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltti.
Yıllık 60 ila 70 milyar dolarlık enerji ithalat faturasına sahip olan ve petrol ile doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü dışarıdan karşılayan Türkiye ekonomisinde, bu revizyon dezenflasyon sürecinin karşı karşıya olduğu dış kaynaklı baskıları gözler önüne seriyor.
Karahan: “Tüketim talebinde yavaşlama başladı”
TCMB Başkanı Fatih Karahan, önceki tahminlerin fiyatların fiili seyrini tam olarak yansıtmadığını belirterek, kredi kartı harcamaları ve perakende satışlar üzerinden iç talepte bir dengelenme gözlemlendiğini aktardı. Karahan; jeopolitik belirsizlikler, İran odaklı çatışmalar, gıda fiyat varsayımlarındaki artış ve enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki temel baskı unsurları olmaya devam ettiğini vurguladı.
Banka yönetimi, tahminlerdeki yukarı yönlü güncellemenin doğrudan para politikasında ani bir faiz artışı gerektirmediğini ve sıkı duruşun kararlılıkla korunacağını bildirdi.
“İthal enflasyon Merkez Bankası’nın kontrolü dışında”
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ekonomik Araştırmalar Forumu Direktörü Prof. Dr. Selva Demiralp, enerji şokları ve tedarik zincirlerindeki aksamaların para politikasının doğrudan etki alanı dışında kalan ikincil faktörler olduğunu ifade etti:
-
Enerji Bağımlılığı: Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Türkiye’nin petrolünün yüzde 83’ünü, doğal gazının ise yüzde 90’ından fazlasını ithal ettiğine dikkat çeken Demiralp, küresel fiyat dalgalanmalarının doğrudan iç piyasaya yansıdığını vurguladı.
-
Yıl Sonu Beklentisi: Piyasa koşulları doğrultusunda yıl sonu enflasyonunun yüzde 30 seviyelerinde gerçekleşebileceğini öngören Demiralp, politika faizinin yüzde 37 düzeyinde sabit tutulmasının piyasaları ve tüketiciyi koruma amacı taşıdığını kaydetti.
Enflasyonun seyri ve hanehalkı bütçesi
Türkiye’de tüketici fiyatları, 2020’de yüzde 14,6 seviyesindeyken küresel gelişmeler ve ücret ayarlamalarıyla 2022 ve 2023 yıllarında yüzde 64 bandını aşmıştı. Politika faizinin yüzde 50 seviyelerine kadar çıkarılmasıyla enflasyon 2024’te yüzde 44,4’e, 2025’te ise yüzde 30,8’e kadar gerilemişti.
Temmuz ayı verilerine göre aylık bazda yüzde 1,78 artış gösteren Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yıllık bazda yüzde 31,75 seviyesine gerilese de özellikle temel gıda kalemlerindeki yüksek seyir hanehalkı bütçesini zorlamaya devam ediyor. Dört kişilik bir ailenin temel giderleri ve yoksulluk sınırı artış gösterirken, Merkez Bankası enflasyonu 2027 sonunda yüzde 15’e, 2028 sonunda ise tek haneli rakam olan yüzde 9’a düşürme hedefini koruyor.



