NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek kritik Ankara Zirvesi öncesinde ittifakın geleceğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Washington ziyareti kapsamında Atlantik Konseyinde konuşan Rutte, Türkiye’nin en büyük savunma elektroniği şirketi ASELSAN’ın tüm müttefik ülkelere fayda sağlayacak küresel bir savunma sanayisi devrimine liderlik ettiğini vurguladı. Ankara Zirvesi’nde devasa bir “savunma sanayisi günü” düzenleneceğini belirten Genel Sekreter, bu organizasyonun tarihi sözleşmelere ev sahipliği yapacağını müjdeledi.
“NATO 3.0” Dönemi Başlıyor: Savunmada Eksen Kayması
Genel Sekreter Mark Rutte, küresel tehdit senaryolarının değiştiği bu dönemde ittifakın “NATO 3.0” adı verilen yeni bir faza geçtiğini belirtti. Bu yeni dönemin Avrupa ve Kanada’nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesi anlamına geldiğini ifade eden Rutte, müttefiklerin savunma bütçelerinde tarihi bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekti.
Lahey Zirvesi’nde alınan gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5’inin savunmaya ayrılması hedefine birçok ülkenin yaklaştığını söyleyen Rutte, Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın 2016-2026 döneminde savunmaya ek olarak 1,2 trilyon dolar gibi devasa bir kaynak ayırdığını belirtti.
“California’dan Türkiye’ye Uzanan Güçlü Bir Sanayi Tabanı Şart”
Sadece bütçe artırmanın yeterli olmadığını, üretim hızı ve kapasitesinin de küresel ölçekteki talebi karşılaması gerektiğini belirten Rutte, bu süreçte Türkiye’nin üstlendiği stratejik role ayrı bir parantez açtı. İlkbaharda gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında ASELSAN tesislerinde genç mühendislerle bir araya geldiğini hatırlatan Genel Sekreter, şu ifadeleri kullandı:
“Bunu gerçekten transatlantik bir şekilde yapmamız ve bu sanayi tabanının California’dan Türkiye’ye kadar uzandığını anlamamız gerekiyor. Türkiye’nin NATO genelinde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketi var. Türkiye’nin en büyük savunma elektroniği şirketi ASELSAN, ittifakımızın her üyesine fayda sağlayacak olan Türkiye’nin savunma sanayisi devrimine öncülük ediyor.”
Ankara Zirvesi kapsamında milyarlarca dolarlık yeni iş birliği ve tedarik sözleşmelerinin imzalanacağını duyuran Rutte, “Arlington’dan Ankara’ya” uzanan bu entegrasyonun Atlantik’in her iki yakasında yüz binlerce kişiye istihdam kapısı açacağını aktardı.
Küresel Tehditler Karşısında En Kritik Zirve
Konuşmasında artan jeopolitik risklere ve tehdit önceliklerine de değinen Rutte; Rusya’nın uzun vadede en büyük tehdit odağı olmaya devam ettiğini belirtti. Çin’in nükleer gücünü hızla artırması, Kuzey Kore’nin nükleer programı ile Ukrayna savaşı üzerinden elde ettiği askeri tecrübe ve İran’ın nükleer faaliyetlerinin de ittifakın yakın takibinde olduğunu söyledi. Bu tehdit bloğunun giderek daha yakın iş birliği içinde hareket ettiğinin altını çizen Rutte, Ankara Zirvesi’nin bu yüzden tarihi önemde olduğunu ve “belki de Lahey Zirvesi’nden bile daha büyük” sonuçlar doğuracağını ifade etti.
F-35 Sürecinde “Perde Arkası” Mesajı
Toplantının soru-cevap kısmında ABD ile Türkiye arasında yürütülen F-35 savaş uçağı programına ilişkin müzakereler de gündeme geldi. İki ülke arasındaki askeri ve savunma anlaşmalarına dair kamuoyu önünde doğrudan yorum yapmaktan kaçınacağını ifade eden Rutte, süreçlerin diplomatik olarak perde arkasında yürütülmesinin önemine değinerek, “ABD’nin Türkiye ile hangi savunma anlaşmalarını yapacağına yine ABD karar verir. Dün Oval Ofis’te Başkan’ın bu konuda yaptığı açıklamalar zaten ortadadır. Ben bu tür süreçlere dahil olsam bile bunu her zaman gizli bir şekilde yürütürüm.” diyerek kapalı kapılar ardındaki diplomasi trafiğine işaret etti.

