Dünyaca ünlü ABD’li yönetmen Alex Gibney, Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve ekim ayında vizyona girmesi beklenen dört saatlik kapsamlı belgeseli “Musk” ile teknoloji milyarderini mercek altına aldı. Yapım, Elon Musk’ın roket veya elektrikli araç projelerindeki başarılarını klasik bir biyografiyle anlatmak yerine; finans piyasaları, uzay sanayisi, medya ve Washington siyasetine uzanan devasa nüfuz ağının arka planını irdeliyor.
Daha önce Enron skandalı, Elizabeth Holmes vakası ve ABD ordusunun Ebu Gureyb Cezaevi’ndeki ihlallerini beyaz perdeye taşıyan Oscar ödüllü Gibney, ele aldığı hiçbir figürün Musk kadar çeşitli ve geniş bir etki alanına sahip olmadığını vurguluyor.
Vizyoner kahramandan tartışmalı siyasi figüre
Musk’ın kamuoyundaki algısı yıllar içinde köklü bir dönüşüm geçirdi. 2018 yapımı “The Real Life Iron Man” belgeseli onu dünyayı kurtaran bir kurgusal kahraman gibi resmederken, sonraki yapımlar verilen vaatler ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurumu sorgulamaya başladı.
The New York Times’ın 2022’deki “Elon Musk’s Crash Course” belgeseli Tesla’nın otopilot sistemindeki güvenlik açıklarına odaklanırken, PBS Frontline’ın 2023 tarihli çalışması Twitter’ın satın alınmasıyla genişleyen medya gücünü ele aldı. BBC’nin son dönem yapımları ise platformun “X”e dönüştürülmesini ve Musk’ın küresel bir siyasi aktör haline gelişini işledi.
Gelecek vaatleriyle inşa edilen dev sermaye
Gibney belgeselinde, Musk’ı tek başına tüm icatları yapan bir dahi olarak gören popüler anlatıya karşı çıkıyor. Tesla ve SpaceX bünyesinde olağanüstü mühendislerin çalıştığını teslim eden yönetmen, Musk’ın asıl dehasını “geleceğe dair güvenle konuşup yatırımcıları ve kitleleri peşinden sürükleme yeteneği” olarak tanımlıyor.
Gibney’e göre Musk, teknolojik vaatleri ve kamuoyu ilgisini borsa değerine dönüştüren usta bir pazarlamacı rolü üstleniyor; bu yönüyle kamu ihaleleri ile hisse senedi piyasaları arasındaki dengeleri kendi lehine ustalıkla yönetiyor.
Çevreci çizgiden Trump ittifakına uzanan yol
Belgeselin en çarpıcı bölümlerinden birini, elektrikli araçlar nedeniyle önceleri liberaller ve çevreciler tarafından alkışlanan Musk’ın Donald Trump’ın en güçlü destekçilerinden birine dönüşme süreci oluşturuyor. Gibney, bu keskin eksen kaymasını sadece kültürel saiklerle değil, doğrudan ekonomik çıkarlarla açıklıyor:
- Federal sözleşmeler: SpaceX ve Starlink gibi projelerin doğrudan milyarlarca dolarlık ABD hükümeti fonlarına ve ihalelerine bağımlı olması,
- Federal soruşturma baskısı: Tesla ve diğer şirketler hakkında yürütülen adli ve regülatif incelemelerin oluşturduğu yasal riskler.
Yönetmen, Musk’ın siyasi pozisyonunu şirketlerini korumak amacıyla tahkim ettiğini ve olası iktidar değişimlerinin getireceği hukuki yaptırımlardan çekindiğini belirtiyor. Çekimler sırasında Musk’ın projeyi doğrudan engellemeye çalışmadığını aktaran Gibney, buna karşın şirket çalışanları ve yakın çevresinde oluşan yoğun çekingenlik nedeniyle birçok ismin yalnızca kimliğini gizleyerek konuşmayı kabul ettiğini ifade ediyor.

















