Enerji tasarrufu ve uzun ömürleri sayesinde son yirmi yılda hem evlerde hem de iş yerlerinde standart hale gelen LED aydınlatmaların, insan biyolojisi üzerindeki etkileri bilim dünyasında tartışma konusu oldu. New Scientist dergisinde yayımlanan güncel araştırmalara göre, geleneksel akkor ampullerde ve güneş ışığında bulunan doğal kırmızı dalga boylarının modern LED sistemlerinde yer almaması, hücrelerin enerji üretimini ve metabolizma dengesini olumsuz etkileyebiliyor.
University College London’dan (UCL) sinirbilimci Glen Jeffery ve ekibinin yürüttüğü çalışmalar; kırmızı ve kızılötesi ışık dalga boylarının hücrelerin enerji santralleri olan mitokondriler ve hücresel enerji molekülü ATP üretimi üzerindeki doğrudan etkisine odaklanıyor.
Kırmızı ışık ve kan şekeri metabolizması
Journal of Biophotonics dergisinde yayımlanan klinik deneyde, sağlıklı 30 birey 15 dakika boyunca 670 nanometre dalga boyundaki kırmızı ışığa maruz bırakıldıktan sonra glukoz tolerans testine tabi tutuldu.
Yapılan testler sonucunda şu veriler elde edildi:
-
Şeker Artışında Gerileme: Kırmızı ışığa maruz kalan katılımcıların glukoz alımı sonrası kan şekeri yükselme oranında yaklaşık yüzde 27,7’lik bir düşüş kaydedildi.
-
Zirve Değerlerde Düşüş: Kan şekerinin ulaştığı tepe noktasında yüzde 7,5 oranında bir azalma tespit edildi.
Bilim insanları, bu sonucun kırmızı ışığın mitokondrileri uyararak hücrelerin glukoz tüketimini ve enerji üretim verimliliğini artırmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Geniş spektrumlu aydınlatma ve görme keskinliği
Glen Jeffery ve ekibinin Ocak 2026’da Scientific Reports dergisinde yayımladıkları bir diğer çalışma ise dar spektrumlu standart LED’ler ile güneş ışığına benzer geniş spektrumlu ışık kaynaklarını karşılaştırdı. Modern LED aydınlatmaların büyük kısmının kısa (mavi) dalga boylarına yoğunlaştığını ve uzun kırmızı dalga boylarından yoksun olduğunu vurgulayan araştırmacılar, iki hafta boyunca 400 ila 1500 nanometre aralığındaki geniş spektrumlu ışığa maruz kalan katılımcıların renk kontrastı duyarlılığında belirgin bir iyileşme saptadı.
Elde edilen kazanımların aydınlatma ortamı kaldırıldıktan sonra dahi yaklaşık iki ay boyunca devam ettiği gözlendi.
Hücreler arası iletişim ve bağışıklık dengesi
Araştırmacılar, ışığın yalnızca doğrudan temas ettiği göz veya cilt dokusuyla sınırlı kalmadığını; mitokondriler üzerinden vücudun diğer dokularına sistemik sinyaller gönderildiğini öne sürüyor.
Uzmanlar, bu sistemik etkileşimin bağışıklık ve iltihap tepkilerini düzenleyen kandaki sitokin proteinlerinin salınım modellerindeki değişimlerle bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor. LED ışıkların doğrudan diyabete neden olduğuna dair henüz kesin bir klinik kanıt bulunmasa da, doğal ışıktaki spektrum zenginliğinin metabolik sağlık için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.



