Küresel enerji koridorunun kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nda sivil tankerlerin hedef alınması ve ardından başlayan askeri hareketlilik, uluslararası kamuoyunu alarma geçirdi. İngiltere’nin Orta Doğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı Hamish Falconer, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını “uluslararası hukukun açık bir ihlali ve tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Bakan Falconer, stratejik su yolunun kapalı kalmasının yaratacağı ekonomik şok dalgalarının küresel çapta bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulundu.
İngiliz Bakan Falconer: “Açlık ve yoksulluk derinleşecek”
Perşembe günü Londra’da resmi bir açıklama yapan Hamish Falconer, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) karasularında ticari gemilere düzenlenen saldırıların deniz ticareti serbestisine indirilmiş ağır bir darbe olduğunu savundu. Boğazın sivil gemiş trafiğine tamamen açılmasının İngiltere için birincil öncelik olduğunu kaydeden İngiliz Bakan, şu ifadeleri kullandı:
“Hürmüz Boğazı üzerinde uygulanan ekonomik baskı ve ablukanın devam etmesi, dünya genelinde zaten kırılgan durumda olan milyonlarca insanı daha fazla açlık ve yoksulluğun kucağına itecektir. Bu durum sadece bölgesel bir güvenlik sorunu değil, küresel bir insani tehdittir.”
Falconer, Londra’nın diplomatik çözüm adına İranlı temsilciler ve ilgili tüm aktörlerle doğrudan, sert ve net bir iletişim yürütmeyi sürdüreceğini; temennilerinin bölgenin derhal kalıcı bir ateşkes iklimine geri dönmesi olduğunu sözlerine ekledi.
Bloomberg verileri: Hürmüz’de sivil trafik durma noktasında
Bakanlığın bu açıklamaları yaptığı sırada, gemi takip platformları ve uydulardan gelen anlık lojistik verileri Hürmüz Boğazı’ndaki trajik tabloyu tescilledi. Uluslararası ekonomi ajansı Bloomberg’in yayımladığı takip raporlarına göre, boğazdaki sivil deniz trafiği çarşamba gününden bu yana neredeyse tamamen durdu.
Mevcut hareketliliğin, İran’ın boğazın kuzey kıyısına yakın bölgelerde kendi kontrolü altında izin verdiği kısıtlı bir rotayla sınırlı kaldığı rapor edildi. Bölgede seyreden sivil gemilerin güvenliğini sarsan diğer detaylar ise şu şekilde sıralandı:
Sinyal karartma ve askeri elektronik harp şüphesi
Hürmüz Boğazı genelinde sivil gemilerin otomatik tanımlama sistemi (AIS) transponder sinyallerinde periyodik kopmalar ve yoğun bir elektronik karıştırma (GPS jamming) tespit edildi. Uzmanlar, bu durumun bölgedeki yabancı donanmaların kamikaze insansız hava araçlarına (İHA) karşı aktif koruma kalkanı ve elektronik savunma sistemlerini devreye almasından kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Umman Körfezi’nde sıra dışı hız hareketliliği
Perşembe sabaha karşı Umman Körfezi sularında ve Umman’ın stratejik Lima bölgesi yakınlarında seyreden bazı askeri ve paramiliter unsurların, denizcilik standartlarının çok üzerinde, en az 30 deniz mili (knot) süratle manevra yaptığı saptandı. Bölgeye acil intikal halinde olan iki boş kargo gemisinin de doğu girişine doğru ilerlediği görüldü.
Washington destekli Umman rotası sessiz
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) güvencesiyle free-zone ilan edilen Umman koridorunun ise tamamen sessizliğe gömüldü. Boğazdan çıkış yapabilen nadir gemiler arasında sadece ABD yaptırım listesinde bulunan bir petrol tankeri ile İran bayraklı bir konteyner gemisi saptandı. Birçok armatörün, füzelerin hedefi olmamak adına transponder cihazlarını tamamen kapatarak “gri alanda” seyahat ettiği tahmin ediliyor.
Körfez’deki bu taktiksel tıkanıklık, ABD Hava Kuvvetleri’nin İran anakarasındaki askeri altyapıyı vurması ve Tahran’ın buna karşılık Kuveyt ile Bahreyn’deki Amerikan üslerine balistik füze fırlatmasıyla sarsılan bölgede kalıcı barış umutlarını bir kez daha erteledi.



