İngiltere ve Galler’deki cezaevlerinin yüzde 98 doluluk oranına ulaşarak çökme noktasına gelmesi, hükümetin hazırladığı erken tahliye planını büyük bir siyasi krize dönüştürdü. Binlerce kişilik yer açmayı hedefleyen plan, görev başındayken öldürülen polis memuru Andrew Harper’ın katillerinin de serbest kalma ihtimalinin ortaya çıkması üzerine kamuoyunda infiale yol açtı.
Tepkilerin ardından geri adım atan Başbakan Andy Burnham, kasıtsız adam öldürme, tecavüz ve çocuk istismarı suçlarından hüküm giyenlerin plan kapsamı dışına çıkarıldığını açıkladı.
Hükümet geri adım attı: Kontenjan 4 bin 600’e düştü
Yapılan kapsamlı mevzuat değişiklikleri, erken tahliye edilmesi planlanan mahkûm sayısını yaklaşık 6 binden 4 bin 600’e düşürdü:
- Hukuki Zorunluluk ve İstisnalar: Hukuk danışmanlarının Harper davasındaki hükümlüler için kişiye özel istisna getirilemeyeceğini bildirmesi üzerine hükümet, tüm kasıtsız adam öldürme suçlularını plan dışı bırakmak zorunda kaldı.
- Kritik Eşik: İngiliz basınına yansıyan verilere göre, erkek cezaevlerinde yalnızca 1.665 boş yer kaldı. Yabancı mahkûmların sınır dışı edilmesi gibi alternatif çözümlerin ise kısa vadede sonuç vermeyeceği belirtiliyor.
Ceza İnfaz Reformu Derneği (Howard League), cezaevlerinin aşırı kırılgan bir yapıya büründüğünü ve meydana gelebilecek tek bir büyük isyan veya krizin tüm infaz sistemini kilitleyebileceği uyarısında bulundu.
Elektronik kelepçe ve kamu güvenliği endişesi
Kapsam dışı bırakılan ağır suçlara rağmen; aile içi şiddet ve taciz gibi suçlardan hüküm giyen bazı mahkûmların erken tahliyeden yararlanmaya devam edecek olması tartışmaları sıcak tutuyor.
Hükümet riskleri azaltmak için elektronik kelepçe ve adli kontrol mekanizmalarına güvenirken, uzmanlar denetim sistemindeki bilgi eksikliklerine ve tahliye şartı ihlallerine yönelik yaptırımların yetersiz kaldığına dikkat çekiyor.
Tartışmalı ‘IPP’ cezaları ve kamuoyu güveni
Cezaevlerindeki doluluk krizi, 2005’te yürürlüğe girip 2012’de kaldırılan ancak geriye dönük uygulanmayan “Kamu Güvenliği İçin Belirsiz Süreli Hapis” (IPP) cezalarını da yeniden gündeme taşıdı. Asıl ceza sürelerini tamamlamalarına rağmen kurula tehlikesiz olduklarını kanıtlayamadıkları için 2 binden fazla mahkûmun hâlâ cezaevinde tutulması hukuk çevrelerince “hukuki skandal” olarak nitelendiriliyor.
YouGov verileri ise krizin yalnızca kapasite yetersizliğinden ibaret olmadığını ortaya koyuyor:
- Sistemden Memnuniyetsizlik: İngiliz halkının yüzde 75’i ceza infaz sisteminin kötü işlediğini düşünüyor (yüzde 37’si “çok kötü” olarak nitelendiriyor).
- Güven Oranı: Sistemin iyi işlediğini savunanların oranı yalnızca yüzde 9’da kaldı.
Siyasi analistler, Başbakan Burnham’ın bir yandan dolup taşan cezaevlerinde acil yer açmak, diğer yandan da adalet sistemine olan kamuoyu güvenini yeniden inşa etmek gibi zorlu bir ikilemle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.

















