ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası, 48 takımın katılımı ve 104 maçlık devasa fikstürüyle futbol şöleni sunmaya hazırlanırken, turnuvanın en büyük zorluğunun rakipler değil, iklim koşulları olacağı bilimsel verilerle kanıtlandı. İklim araştırma kuruluşu Climate Central tarafından yapılan kapsamlı analizler, küresel ısınmanın futbolcuların sağlığı ve takımların oyun stratejileri üzerinde doğrudan bir baskı unsuru oluşturacağını ortaya koydu.
Kritik eşik 28 derece: Maçların yarısı risk altında
Spor bilimleri üzerine yapılan araştırmalar, 28 derece ve üzerindeki sıcaklıkların futbolcuların fiziksel performansını, toparlanma sürelerini ve maç esnasındaki taktiksel odaklanmalarını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Climate Central’ın simülasyonlarına göre, turnuva boyunca oynanacak 104 mücadelenin tam 49’unda bu kritik 28 derece eşiğinin aşılma olasılığı en az yüzde 50 olarak hesaplandı.
İnsani kaynaklı karbon salınımının etkilerini inceleyen uzmanlar, bu 49 kritik karşılaşmanın 26’sında aşırı sıcaklık yaşanma ihtimalinin doğrudan iklim değişikliği faktörü nedeniyle en az 10 puan arttığını saptadı.
İklim krizinin en çok vuracağı maç: Uruguay-İspanya
Analiz raporunda, küresel ısınma etkisinin saha içinde en keskin hissedileceği mücadelenin 26 Haziran’da Meksika’nın Guadalajara kentinde oynanacak Uruguay-İspanya maçı olacağı belirtildi. Bu zorlu randevuda sıcaklığın 28 derecenin üzerine çıkma olasılığı yüzde 70 olarak tahmin ediliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin olmadığı yapay bir dünya senaryosunda bu olasılığın tam 37 puan daha düşük olacağını hesaplayarak tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.
Raporda öne çıkan diğer iki kritik karşılaşmanın verileri ise şu şekilde paylaşıldı:
- Türkiye – ABD (25 Haziran / Los Angeles): A Milli Futbol Takımı’mızın sahaya çıkacağı bu müsabakada sıcaklık eşiğinin aşılma riski yüzde 49. İklim krizinin bu orana net katkısı ise 6 puan.
- Dünya Kupası Finali (19 Temmuz / New Jersey): Şampiyonun belirleneceği dev finalde oyuncuların performansı etkileyecek bir sıcaklıkla karşılaşma payı yüzde 47. Küresel ısınma faktörü olmasaydı bu oran yüzde 30 seviyesinde kalacaktı.
Miami ve Mexico City 7 kat daha sıcak
Ev sahibi 16 kentten 10’unun geçmiş yıllardaki turnuva verileri incelendiğinde, son 10 yıldaki (2016-2025) haziran ve temmuz aylarındaki aşırı sıcak gün sıklığı mercek altına alındı. 1994’te turnuvaya ev sahipliği yapan Miami ile 1986’nın ev sahibi Mexico City’de, son 10 yılda geçmiş Dünya Kupası dönemlerine kıyasla 7 kat daha fazla aşırı sıcak gün yaşandığı resmi kayıtlara geçti.
“Vücut performanstan çok kendini soğutmaya odaklanıyor”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Yener İnce, yüksek sıcaklıkların sporcu sağlığı ve oyunun kaderi üzerindeki etkilerini yorumladı. Yaz turnuvalarında futbolcuların sıvı kaybettiğini, kalp atım hızlarının tehlikeli seviyelere çıktığını ve maçın son bölümlerindeki yüksek tempolu sprint yeteneklerinin azaldığını belirten Prof. Dr. İnce, tehlikeyi şu sözlerle özetledi:
“Sıcaklık belirli bir sınırı aştığında, insan vücudu bir noktadan sonra saha içi performanstan ziyade biyolojik olarak kendini soğutmaya odaklanır. Bu durum konsantrasyon kaybına ve ani karar mekanizmalarında saniyelik gecikmelere yol açar. Pres gücüne ve yüksek tempoya dayalı oyun tarzını benimseyen takımlar, topa sahip olup oyunu rölantiye alan takımlara karşı sıcak havada büyük bir dezavantaj yaşayacaktır. Artık başarı, sadece iyi oyunculara değil, iklim koşullarına uyum sağlayabilen güçlü sağlık ve performans ekiplerine bağlı.”

