Nature Geoscience dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Doğu Antarktika buz tabakasının 3 kilometreyi aşan derinliklerinde kıta ölçeğinde devasa ve bütünleşik bir jeolojik yapının varlığını ortaya çıkardı. İtalya Ulusal Antarktika Araştırma Programı (PNRA) desteğiyle Cenova Üniversitesi ve İngiltere’deki Exeter Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, kutup bölgesinin milyonlarca yıllık jeolojik geçmişine ve kıtaların ayrılma sürecine ışık tutuyor.
İnsan elini andıran 30 bağlantılı havza sistemi
Jeofiziksel ölçümler, yerçekimi haritaları, manyetik veriler ve radar taramaları sonucunda, daha önce birbirinden bağımsız sanılan yaklaşık 30 buzul altı havzasının aslında tek bir merkezi noktadan dışa doğru yayılan devasa bir sistem oluşturduğu tespit edildi.
-
Yelpaze geometrisi: Güney Kutbu yakınlarındaki sabit bir merkezden kıyıya doğru açılan yapı, açık bir insan eline benzetiliyor; bilek bölgesi kutup merkezini, parmaklar arasındaki boşluklar ise derin tortul havzaları temsil ediyor.
-
Kilit oluşumlar: Bu dev yapı; Wilkes Havzası, Aurora Havzası ve Dünya’nın bilinen en büyük buzul altı tatlı su rezervi olan Vostok Gölü çöküntüsünü tek bir tektonik çatı altında birleştiriyor.
Gondvana süper kıtasının ayrılma mirası
Araştırmacılar, bu yapının tektonik levha hareketleri sırasında yer kabuğunun dönerek genişlemesi mekanizmasıyla meydana geldiğini değerlendiriyor. Analizler, bu yelpaze benzeri zayıflık bölgesinin 60 milyon yıldan daha uzun bir süre önce Antarktika’nın Avustralya’dan ayrılma hattını belirleyen ana jeolojik kırılma olduğunu gösteriyor.
Genişleme sürecinin Gamburtsev Dağları ve Transantarktik Sıradağları gibi bugün buz altında gizlenen dev yükseltilerin oluşumunu da tetiklediği kaydedildi.
Buz erimesi ve küresel deniz seviyesi tahminleri
Keşfedilen havza sisteminin Doğu Antarktika buz tabakasının yaklaşık yarısının altından geçmesi, çalışmayı güncel iklim krizi modellemeleri açısından kritik hale getiriyor.
Araştırmacılar, yer kabuğunun altındaki bu morfolojik kanalların ve jeotermal ısı akılarının buzul akış rotalarını doğrudan yönlendirdiğini vurguluyor. Bu tektonik yapının netleştirilmesinin; küresel ısınma karşısında kutup buzullarının erime hızını, kararsızlaşan bölgeleri ve deniz seviyesindeki yükselme projeksiyonlarını çok daha hassas hesaplamaya imkan tanıyacağı belirtiliyor.



