Dünya genelinde tütünle mücadele kapsamında yürütülen yoğun kampanyalar sonucunda geleneksel sigara kullanımı azalırken, “dumansız tütün” ürünlerinin kullanımı endişe verici bir hızla artıyor. Dumansız tütün ürünlerinin zararsız olduğu ve sigarayı bırakmaya yardımcı olduğu yönündeki yanlış algı, bu ürünlerin yaygınlaşmasındaki en büyük etken olarak öne çıkıyor. Haziran 2026’da New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, 140 ülkede dumansız tütün kullananların sayısı 360 milyon kişiye ulaştı.
Yanma süreci gerçekleşmeden doğrudan ağız, diş eti veya burun yoluyla vücuda alınan bu ürünler; çiğneme tütünü, enfiye ve snus gibi farklı formlarda tüketiliyor. Veriler, dumansız tütün kullanıcılarının yaklaşık %77’sinin Güneydoğu Asya başta olmak üzere düşük ve orta gelirli ülkelerde yoğunlaştığını gösteriyor.
Ağız ve diş sağlığını doğrudan tehdit ediyor
Çiğnenen veya emilen dumansız tütün ürünleri, tütün yapraklarında bulunan ve işleme sürecinde nitritlerle tepkimeye giren nitrosamin adlı kanserojen maddeleri yüksek miktarda içeriyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ve tıp uzmanları, bu ürünlerin özellikle ağız boşluğu kanserlerinin doğrudan bir nedeni olduğunu vurguluyor.
Wroclaw Tıp Üniversitesi tarafından yayımlanan çalışmalarda, çiğneme tütünü kullanımının diş eti çekilmesi, diş çürümeleri ve ağız içi mukozasında kanser öncesi lezyonların oluşumu ile doğrudan ilişkili olduğu belirlendi. Dünya Kanser Gözlemevi verilerine göre, dumansız tütün kullanımının yaygın olduğu Hindistan gibi ülkelerde ağız kanseri vakaları küresel sıralamada ilk sıralarda yer alıyor.
Kalp krizi ve kronik hastalık riskini artırıyor
Dumansız tütünün zararları sadece ağız sağlığı ile sınırlı kalmıyor. Kana hızla karışan yüksek orandaki nikotin, böbrek üstü bezlerini uyararak adrenalin salgısını artırıyor. Bu durum kalp atış hızını ve kan basıncını yükselterek kalp-damar sistemine ağır bir yük bindiriyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yapılan analizler, dumansız tütün kullanan bireylerde kalp hastalığı riskinin %17, inme riskinin ise %28 oranında arttığını ortaya koyuyor. Amerikan Kalp Derneği uzmanları, mevcut kalp ve damar hastalarında bu tür ürünlerin kullanımının ölüm riskini önemli ölçüde artırdığı konusunda uyarılarda bulunarak kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.



