Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Amerikan egemenliğine tehdit oluşturduğunu savunarak, mahkemeyi “felç etmeyi” hedefleyen kapsamlı bir yaptırım ve diplomatik baskı kampanyası başlattı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, UCM’nin Amerikan çıkarları üzerinde “yasal bir savaş” yürüttüğünü iddia ederek, Washington’ın buna müsamaha göstermeyeceğini belirtti.
Rubio, yaptığı açıklamada, “Uluslararası Ceza Mahkemesi ve müttefikleri, ülkemize karşı kurşun veya füzelerle değil, yasal metinler ve uluslararası hukuk gücüyle bir savaş yürütüyor” ifadelerini kullandı. ABD’nin kendi askerlerini koruma hakkının sorgulanamaz olduğunu vurgulayan Bakan, Amerikan personelinin yabancı yargıçların insafına bırakılmayacağını sözlerine ekledi.
“Sistematik olarak etkisizleştirme” planı
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan detaylara göre, Washington’ın yeni stratejisi UCM’nin işleyişini sistematik olarak engellemeye dayanıyor. Planlanan önlemler arasında şu başlıklar öne çıkıyor:
-
Vize ve Seyahat Kısıtlamaları: Mahkeme çalışanlarına ve onlarla bağlantılı kuruluşlara vize verilmemesi veya mevcut vizelerin iptal edilmesi.
-
Genişletilmiş Yaptırımlar: Mahkemenin mali varlıklarının dondurulması ve kurumla çalışan diğer kuruluşların hedef alınması.
-
Diplomatik İzolasyon: Uluslararası arenada mahkemenin meşruiyetinin sorgulanması ve müttefik ülkelerin mahkemeden desteğini çekmesi için baskı yapılması.
Müttefiklere “tercih yapın” çağrısı
ABD yönetimi, kampanyasını sadece mahkeme ile sınırlı tutmuyor; müttefik ülkeleri de taraf seçmeye zorluyor. Washington, Amerikan güvenlik şemsiyesi altında bulunan veya ABD yardımlarından faydalanan ülkelerden, UCM’nin yetki alanını reddetmelerini talep ediyor.
Bir dışişleri yetkilisi, “Washington’ın, müttefiklerinin mahkemeye karşı takındığı tutumu dikkatle izleyeceğini” belirterek, UCM’yi destekleyen ülkelerin ABD ile olan ikili ilişkilerinde “daha fazla denetimle” karşılaşabileceğini ima etti. Bu durum, Avrupa Birliği ve diğer müttefik ülkelerle Washington arasında yeni bir diplomatik gerilimin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu kararı gerilimi tetikledi
ABD ile UCM arasındaki gerilim aslında yeni değil. Ancak, Kasım 2024’te mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, Beyaz Saray’ın mevcut yönetimi için “kırmızı çizgi” oldu. Donald Trump yönetimi, bu kararın Amerikan yönetimine ve müttefiklerine yönelik tehlikeli bir emsal oluşturduğunu savunuyor.
2002 yılında kurulan ancak ABD’nin hiçbir zaman tam üyesi olmadığı UCM, savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlar konusunda yetkili tek uluslararası merci olma özelliğini taşıyor. Washington ise mahkemenin kendi askerleri üzerinde yargı yetkisi olmadığını belirterek, UCM’nin faaliyetlerini “egemenlik hakkının ihlali” olarak görüyor.
Şu an yürürlükte olan yaptırım tehditleri, mahkeme içindeki yargıçların ABD yönetimine karşı açtığı davalara rağmen, Washington’ın bu konuda geri adım atmayacağını ve küresel çapta bir boykotu göze aldığını gösteriyor.



