Doğu Asya ve Pasifik hattında sular durulmuyor. Kuzey Kore yönetimi, Güney Kore ve ABD’nin son diplomatik temaslarında Pyongyang’ın nükleer programını tamamen sonlandırma hedefini yeniden gündeme getirmesine sert bir dille tepki gösterdi. Tahran ile Washington arasında tarihi bir barış anlaşmasının imzalandığı küresel konjonktürde, Kuzey Kore cephesi tam tersi bir yönelim sergileyerek nükleer statüsünü koruyacağını ve bu konunun “geri döndürülemez şekilde kapandığını” ilan etti.
“Nükleer silahlardan arınma hayal ürünü bir düşüncedir”
Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA) tarafından servis edilen resmi bilgilendirmeye göre, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan ve ismi açıklanmayan üst düzey bir sözcü, Washington ve Seul yönetimlerinin ortak zirvesini hedef aldı. İki müttefik ülkenin Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırma stratejisini “akıl dışı” olarak niteleyen sözcü, ülkesinin askeri savunma doktrinini savundu.
Bakanlık sözcüsü, müttefiklerin nükleer baskılarına karşı şu sert ifadeleri kullandı:
“Karşı tarafta konuşlanan ve doğrudan hasmımız olan güçlerin, bizim meşru nükleer silahlarımızı ortadan kaldırmaktan bahsetmesi mantıksız bir söylem ve ham bir hayal ürünüdür. ABD ve uydusu haline gelen müttefikleri, ülkemize karşı açık bir nükleer tehdit unsuru oluşturmaktadır. Batı blokunun bu içi boş söylemleri, Kuzey Kore’nin uluslararası arenadaki ‘nükleer silaha sahip devlet’ konumunu asla değiştiremeyecektir.”
“Sıfır taviz” politikası: Kim Yo-jong kapıyı kapatmıştı
Pyongyang yönetiminin nükleer silahlardan arınmayı “geri döndürülemez şekilde sonuçlanmış bir mesele” olarak tanımlaması, ülke liderliğinin son dönemde attığı kararlı adımlarla da paralellik gösteriyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi ve aynı zamanda ülkeyi yöneten Kore İşçi Partisinin (WPK) Genel İlişkiler Dairesi Başkanı olan Kim Yo-jong, 9 Haziran’da yaptığı stratejik açıklamada ülkesinin askeri kırmızı çizgilerini çizmişti.
Kim Yo-jong, ülkenin savunma sanayisinde ve nükleer silahlanma adımlarında hiçbir şekilde geri adım atmayacağını, batılı devletlerin uyguladığı ambargoları kaldırmak adına nükleer kapasitelerini asla bir pazarlık konusu yapmayacaklarını dünyaya ilan etmişti. Dışişleri Bakanlığı’nın son çıkışı, Kim ailesinin bu “sıfır taviz” politikasının kurumsal bir devlet refleksi olarak uygulanmaya devam edeceğini bir kez daha tescilledi. Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD’nin Orta Doğu’da İran ile uzlaştığı bir dönemde, Kuzey Kore’nin bu hamleyle Pasifik’teki askeri varlığını pekiştirmeyi amaçladığını belirtiyor.

