Ücretsiz hizmetlerin ardındaki devasa sermaye kaynağı
İnternette yapılan sıradan bir ürün araması, izlenen kısa bir video veya paylaşılan anlık konum bilgisi, kullanıcıların farkında olmadan ürettiği devasa bir veri havuzuna dönüşüyor. Dijital platformlar ve küresel teknoloji şirketleri için birincil ekonomik kaynak haline gelen bu dijital ayak izleri, modern dünyada mal ve hizmet üretiminin temel girdisi olarak konumlanıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), verinin tek başına sabit bir fiyat etiketi taşımadığını; değerinin nasıl toplandığına, işlendiğine, analiz edildiğine ve yönetildiğine bağlı olarak değiştiğini belirtiyor. Tek başına anlam ifade etmeyen küçük bir veri kırıntısı, algoritmik modeller ve büyük veri analitiğiyle birleştiğinde milyarlarca dolarlık ticari kararlara yön veren stratejik bir varlığa dönüşüyor.
Kişisel verinin maddi karşılığı neden net biçimde ölçülemiyor?
Bireysel bir kullanıcının dijital verisi için küresel piyasalarda belirlenmiş tek bir fiyat bulunmuyor. Değer; bilginin güncelliğine, doğruluğuna, sektörel bağlamına ve birden fazla amaçla yeniden işlenebilme potansiyeline göre şekilleniyor. Bireyler arama motorlarını, sosyal medya platformlarını veya harita uygulamalarını ücretsiz kullanırken ödemeyi para yerine ürettikleri verilerle yapıyor.
Yapay zeka ve dijital dönüşüm uzmanı Hani el-Batş, yapay zekanın artık kullanıcıların beyan ettiği bilgilerin ötesine geçtiğini vurguluyor. Kullanıcı bir otomobil satın alacağını sisteme doğrudan bildirmese bile; yaptığı aramalar, karşılaştırdığı fiyatlar ve izlediği tanıtım videoları algoritmalara o kişinin satın alma eğilimini kesin bir olasılıkla sunuyor. Böylece veri ekonomisi, “veri toplama” aşamasından “davranışı anlama ve tahmin etme” evresine evriliyor.
Milyarlarca dolarlık dijital reklam pazarı ve gözetim fiyatlandırması
Veri ekonomisinin büyüklüğünü gösteren en somut göstergelerin başında dijital reklam harcamaları geliyor. İnteraktif Reklam Bürosu (IAB) ve PwC verilerine göre, ABD’deki internet reklam gelirleri 2025 yılında yüzde 13,9 artışla 294,6 milyar dolara ulaştı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ise dijital reklam harcamaları aynı dönemde yüzde 17,8’lik büyümeyle 8,18 milyar dolar sınırını aştı.
Veri odaklı sistemler, kullanıcıların karşılaştığı fiyatları dahi değiştirebiliyor. ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) hazırladığı incelemeler, şirketlerin hassas konum verileri, tarayıcı geçmişi ve hatta sepete eklenip bırakılan ürünler üzerinden “gözetime dayalı dinamik fiyatlandırma” yapabildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, sıradan dijital davranışların doğrudan cebimizden çıkacak tutarı belirleyen bir faktör haline geldiğini gösteriyor.
Sağlık verileri jeopolitik pazarlık unsuru haline geldi
Veri madenciliğinin en kritik boyutunu ise stratejik nitelikteki biyomedikal ve sağlık kayıtları oluşturuyor. ProPublica tarafından yayımlanan bir araştırma, gelişmiş ülkelerin dış yardım paketleri karşılığında gelişmekte olan ülkelerin ulusal sağlık verilerine erişim sağladığını ortaya koydu. Örneğin ABD ile Uganda arasında yapılan sağlık anlaşması, 1,7 milyar dolarlık finansman karşılığında Uganda’nın 9 temel sağlık veri tabanına 7 yıl boyunca doğrudan erişim hakkı tanıyor. Benzer şekilde Kenya ile yapılan 1,6 milyar dolarlık hibe protokolü de 7 yıllık sağlık kayıtlarının paylaşımını kapsıyor.
Yapay zeka modellerinin eğitilmesinde ve yeni ilaçların geliştirilmesinde paha biçilemez bir hammaddeye dönüşen sağlık verileri, gelişmekte olan ülkelerin egemenlik hakları ile küresel teknoloji şirketlerinin kâr hedefleri arasındaki tartışmaları daha da derinleştiriyor. Modern veri ekonomisi, “Benim verim ne kadar eder?” sorusundan ziyade, üretilen devasa katma değerin kimlerin elinde toplandığı sorusu etrafında şekilleniyor.

















