Batılı askeri ve istihbarat çevrelerinde son dönemde yeni ve tehlikeli bir güvenlik kaygısı öne çıkıyor. Güvenlik analizlerine göre mesele artık Rusya’nın uzayda nükleer bir saldırı gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği değil, böylesi bir hamlenin ne zaman devreye sokulacağı sorusu etrafında şekilleniyor.
ABD istihbarat birimleri, Moskova yönetiminin hem askeri hem de sivil uyduları aynı anda işlevsiz hale getirmek amacıyla nükleer yük taşıyan “Sputnik-S” tipi bir uydu konuşlandırma hazırlığında olmasından endişe duyuyor. Bu gelişmelerin ardından Washington yönetimi, hasım ülkelerden gelebilecek “düşmanca eylemleri” engellemek gerekçesiyle yörüngeye saldırı kabiliyetine sahip savunma sistemleri yerleştirdiğini ilk kez kamuoyuna duyurdu. Rusya ve Çin ise bu adımı uzayın askerileştirilmesi olarak tanımlayarak karşı çıktı.
Şüphelerin odağındaki uydu: Kosmos 2553
Batı’nın nükleer tehdit endişeleri büyük ölçüde Rusya’nın Şubat 2022’de, Ukrayna savaşının hemen öncesinde fırlattığı Kosmos 2553 uydusuna dayanıyor. 2 bin kilometreyi aşan irtifada olağan dışı bir yörüngeye oturtulan uydunun, nükleer bir platformun öncül prototipi olduğu iddia ediliyor. Uzay takip verileri, uydunun şu anda kontrolsüz biçimde döndüğünü ve operasyonel işlevini yitirmiş bir uzay enkazına dönüştüğünü gösteriyor.
Güvenlik uzmanları, ABD ve Çin karşısında teknolojik yarışta geride kalan Rusya’nın “kaybedecek bir şeyi kalmadığı” algısıyla uzayda asimetrik bir üstünlük kurmak için riskli adımlar atabileceğini değerlendiriyor.
Uyduların üçte biri buharlaşabilir
Amerikan Dış Politika Konseyi tarafından yayımlanan kapsamlı bir raporda, alçak yörüngede nükleer bir patlamanın maliyet açısından ucuz ancak etki bakımından felaket boyutunda sonuçlar doğuracağı vurgulanıyor. Patlamanın oluşturacağı nükleer radyasyon dalgaları ve elektromanyetik şokun şu sonuçlara yol açabileceği öngörülüyor:
- Yörüngedeki askeri, istihbarat ve ticari uyduların yaklaşık üçte biri anında buharlaşacak veya haftalar içinde tamamen kullanılamaz hale gelecek.
- 1962 yılında ABD’nin 400 kilometre irtifada gerçekleştirdiği 1,4 megatonluk nükleer denemede yalnızca 24 uydu etkilenmişti; günümüzde ise alçak yörüngede 15 binden fazla aktif uydu bulunuyor.
İnsanlığı “Taş Devri”ne döndürebilecek tehdit
Yörüngede patlatılacak bir nükleer bomba yeryüzündeki insanlara doğrudan fiziksel bir darbe vurmasa da modern medeniyetin işleyişini felç etme potansiyeline sahip. Uzmanlar, bu senaryonun yaratacağı hasarı “insanlığın Taş Devri’ne geri dönmesi” olarak nitelendiriyor.
Küresel navigasyon ve konum belirleme (GPS) sistemleri, sivil hava ve deniz taşımacılığı, uluslararası bankacılık ve finansal para transfer ağları, sınır ötesi telekomünikasyon altyapıları ve meteorolojik tahmin mekanizmaları uydu ağlarının çökmesiyle tamamen durma noktasına gelecektir. Batılı başkentler bir yandan bu felaket senaryosuna karşı askeri tedbirleri masaya yatırırken, diğer yandan Birleşmiş Milletler bünyesinde uzayda silahlanma yarışını durduracak yeni uluslararası bağlayıcı kuralların hayata geçirilmesi için diplomatik temaslarını sürdürüyor.

















