Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve müttefiklerinden oluşan OPEC+ grubu, kuruluşundan bu yana en sarsıcı darbelerden birini aldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ulusal çıkarlarını önceliklendirmek ve üretim kapasitesini özgürce kullanabilmek adına örgütten ayrılacağını duyurdu. Bu hamle, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarına yansıdığı bir dönemde “OPEC için sonun başlangıcı mı?” sorusunu gündeme getirdi.
Üretim kotası krizi ipleri kopardı
Abu Dabi yönetimi, petrol üretim kapasitesini günlük 3 milyon varilden 5 milyon varile çıkarma hedefi doğrultusunda uzun süredir Suudi Arabistan ile anlaşmazlık yaşıyordu. OPEC’in katı üretim kotalarının ekonomik büyümesini sınırladığını savunan BAE, 2021 yılından bu yana ayrılık sinyalleri veriyordu. Örgütün üçüncü büyük üreticisinin vedası, Suudi Arabistan’ın piyasa üzerindeki kontrol gücünü ve grubun bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor.
Jeopolitik krizin gölgesinde petrol fiyatları
BAE’nin ayrılık kararına brent petrol fiyatlarının sert bir tepki vermemesinin arkasında, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin yattığı belirtiliyor. İran ile yaşanan çatışmalar ve boğazın kapanma riski, piyasaların odak noktasını OPEC’in iç dengelerinden ziyade fiziksel arz güvenliğine kaydırdı. Ancak enerji analistleri, BAE’nin kotalardan bağımsız şekilde piyasaya fazla petrol sürmesinin uzun vadede fiyatlar üzerinde aşağı yönlü ciddi bir baskı oluşturabileceği konusunda uyarıyor.
Suudi Arabistan: “Etkisi olmaz”
Suudi Arabistan cephesinden gelen ilk tepkiler ise kararın etkisini küçümseme yönünde oldu. Suudi hükümetine yakın isimler, BAE’nin zaten kotaları sıklıkla aştığını belirterek bu ayrılığın piyasa gerçeklerini değiştirmeyeceğini savundu. Öte yandan, Venezuela gibi diğer üye ülkelerin de BAE’yi takip edebileceği endişesi, 1960 yılında kurulan örgütün geleceğine dair karamsar tablolar çizilmesine neden oluyor.
OPEC’in dünya petrol üretimindeki payının zirve dönemindeki yüzde 50 seviyelerinden yüzde 25’lere gerilemesi ve ABD’nin kaya gazı hamlesiyle artan rakip üretimi, grubun küresel etkisini zaten zayıflatmıştı. BAE’nin bu stratejik ayrılığı, enerji dünyasında ittifakların artık daha kırılgan olduğu bir dönemi tescilledi.

