Hollanda’nın Leiden kentinde bulunan Ulusal Doğa Tarihi Müzesi arşivlerinde 146 yıldır saklanan iki küçük balık örneği, deniz biyolojisi alanında dikkat çeken tarihi bir keşfin kapısını araladı. Japon araştırmacıların müze koleksiyonları üzerinde yürüttüğü anatomik incelemeler sonucunda, halk arasında “keçi balığı” (barbun familyası) olarak bilinen noktalı türün Suudi Arabistan açıklarında, Kızıldeniz sularındaki ilk varlığı bilimsel olarak tescillendi.
Bilim insanları Ayumi Bandai ve Harutaka Hata tarafından incelenen ve standart boyları 63,8 ile 73,9 milimetre olan örneklerin, 1880 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde kıyılarından toplandığı belirlendi. Hint ve Pasifik okyanusları ile Umman Denizi’nde yaygın olan bu tür, Kızıldeniz’in kayıtlı biyoçeşitlilik haritasında bugüne kadar yer almıyordu.
Ayrıntılı anatomik analiz türü netleştirdi
Farklı balık türlerinin dış görünüş ve boyut açısından büyük benzerlikler gösterebilmesi nedeniyle araştırmacılar, asırlık örnekleri kapsamlı bir morfolojik incelemeye tabi tuttu. Örneklerde sırt yüzgecinde 8 diken, göğüs yüzgecinde 17 ışın, yanal çizgide 27 pul ve solungaç yayında 29-30 sıra yapı tespit edildi.
Türün ayırt edici fiziki özellikleri ve renk desenleri şu ayrıntılarla kesinleşti:
- Başın ön kısmından başlayıp gözün üzerinden geçen ve ikinci sırt yüzgecine uzanan siyah şerit
- Kuyruk sapına yakın yan çizgi üzerinde dairesel siyah bir leke
- Ağız altında baş uzunluğunun yaklaşık üçte ikisine (%67-68,5) ulaşan ve kumda avlanmayı sağlayan karakteristik duyusal bıyıklar
Elde edilen bulgular, uluslararası hakemli yayın organı *International Journal of Marine Sciences* dergisinde “Kızıldeniz ve Suudi Arabistan kıyılarından noktalı keçi balığının ilk kaydı” başlığıyla yayımlandı.
Bilim dünyasında coğrafi köken tartışması
Keşif deniz biyoçeşitliliği açısından memnuniyetle karşılansa da bilim insanları arasında örneklerin kökenine dair farklı değerlendirmeler ortaya çıktı. Norveç Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden keçi balığı taksonomisi uzmanı Prof. Franz Uiblein, geniş yayılım alanına sahip bu türün Aden Körfezi veya Umman Denizi’nden göç ederek Kızıldeniz’e yerleşmiş olmasının biyocoğrafik açıdan şaşırtıcı olmadığını belirtti.
Tarihi örnekler ile günümüz arasındaki zaman farkı
Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) Kızıldeniz Araştırma Platformu Başkanı Prof. Michael Berumen ise temkinli bir yaklaşım sergiledi. Müzelerdeki eski koleksiyonlarda yer alan ve Cidde etiketini taşıyan bazı örneklerin doğrudan o sulardan değil, çevre denizlerden balık getiren tarihi Cidde balık pazarından temin edilmiş olabileceğine dikkat çeken Berumen, 1880 yılına ait numuneler ile modern deniz ekosistemi arasında ciddi bir zaman boşluğu bulunduğunu vurguladı.
Uzmanlar, söz konusu türün Kızıldeniz kıyılarında fark edilmeden varlığını sürdürüp sürdürmediğini kesinleştirmek için bölgede yeni ve kapsamlı saha araştırmalarının yapılması gerektiğini ifade ediyor.

















