Avustralya’da aniden başlayan şiddetli karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuran 50 yaşındaki bir kadının vücudunda 4 santimetre uzunluğunda metal dikiş iğnesi tespit edildi. Tıp literatürüne giren ve Oxford University Press bünyesindeki “Journal of Surgical Case Reports” dergisinde yayımlanan vakada, iğnenin hastanın iç organları arasında yer değiştirmesi üzerine acil cerrahi müdahale gerçekleştirildi.
Avustralya’daki John Hunter Hastanesi doktorları tarafından kayda geçirilen olay, yabancı ve kesici bir cismin fark edilmeden vücut boşluğuna nasıl nüfuz edebileceğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Ağrının ardından iğnenin yer değiştirdiği görüldü
Hasta, karnının orta ve üst bölgesinde yaklaşık bir gün süren ani ağrı ve çarpıntı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde net bir bulguya rastlanmazken, çekilen bilgisayarlı tomografi (BT) sonucunda karın boşluğunun sol tarafında, bağırsakların hemen dışında ince ve metalik bir cisim olduğu belirlendi.
İlk incelemelerde bağırsak delinmesi veya enfeksiyon bulgusuna rastlanmaması ve ağrının hafiflemesi üzerine hasta gözlem altında tutulduktan sonra taburcu edildi. Ancak ertesi gün karnın sol alt bölgesinde yeniden şiddetli ağrı başlamasıyla hastaneye dönen kadına çekilen yeni röntgen filmleri, iğnenin aşağıya doğru kaydığını ortaya koydu. İç organ yaralanması riskinin büyümesi üzerine doktorlar ameliyat kararı aldı.
Vücuda nasıl girdiğini kendisi de hatırlayamadı
Röntgen sonuçlarını gören kadın, uyumadan hemen önce dikiş diktiğini hatırlayarak yatakta uyurken farkında olmadan iğnenin üzerine dönmüş olabileceğini ve cismin deriyi bu şekilde delmiş olabileceğini öne sürdü. Ancak uzmanlar, bu boyuttaki keskin bir cismin hiçbir dış yara izi veya acı hissi bırakmadan karın boşluğuna kadar nasıl ilerlediğini kesin olarak kanıtlayamadı. Tıp uzmanları, bu tür yabancı cisimlerin hissedilmeden deriyi geçmesinin oldukça nadir bir durum olduğuna dikkat çekiyor.
Kapalı ameliyatla 5 milimetrelik delikten çıkarıldı
Cerrahlar, açık ameliyata gerek kalmaması amacıyla laparoskopik (kapalı) yöntemi tercih etti. Operasyon sırasında ince bağırsağı tutan dokuların yakınında küçük bir kanama alanı görülse de iğnenin doğrudan tespiti başlangıçta mümkün olmadı. Cerrahi ekip, ameliyathanede anlık röntgen çekimleri yaparak metal forseps yardımıyla iğnenin kesin konumunu belirledi.
Yapılan detaylı aramada iğnenin, kalın bağırsağın enine kolon bölgesine yakın, “büyük omentum” adı verilen koruyucu yağ dokusu tarafından sarıldığı anlaşıldı. Bu yağ dokusunun iğneyi izole ederek çevre organlara saplanmasını ve bağırsak delinmesini engellediği ifade edildi. İğne, yalnızca 5 milimetrelik küçük bir kesiden başarıyla çıkarıldı. Operasyonun ardından hafif bir cilt enfeksiyonu dışında komplikasyon yaşamayan hasta, tedavisinin tamamlanmasıyla sağlığına kavuştu.








