İspanya futbolu, Fas sınırındaki özerk Ceuta kentine destek amacıyla başlatılan tişört kampanyasının ardından patlak veren siyasi ve toplumsal tartışmalarla çalkalanıyor. Real Madrid’in yıldız futbolcuları Kylian Mbappe, Vinicius Junior ve Ibrahima Konate’nin dayanışma mesajını gizlemesiyle başlayan gerilim, Madrid derbisinin tribünlerine ve İspanya Milli Takımı’na kadar sıçradı.
Pazar günü oynanan Atletico Madrid-Real Madrid derbisinin 13. dakikasında, Metropolitano Stadyumu’nun güney tribünlerinde “Ceuta İspanyol’dur… Ne katlanır ne de saklanır!” yazılı dev bir pankart açıldı. İki takım taraftarları yaklaşık iki dakika boyunca “Ceuta satılamaz, Ceuta savunulur!” tezahüratlarıyla stadyumu inletirken, maç öncesi anonslarda Mbappe ve Vinicius ismi okunduğunda her iki kulübün taraftarları da ortaklaşa ıslıklı protestoda bulundu.
Kriz nasıl başladı?
Tartışmalar, Valensiya İş İnsanları Derneği’nin (AVE) temmuz ayı sonunda yaşanan düzensiz göç dalgasının ardından kent halkıyla dayanışma amacıyla 11 Eylül’de başlattığı *”Todos somos caballas”* (Hepimiz Ceutalıyız) kampanyasıyla fitillendi.
La Liga yönetimi tarafından da desteklenen girişim, Real Madrid’in Elche ile oynadığı maç öncesinde krize dönüştü. Sahaya üzerinde dayanışma sloganı bulunan tişörtlerle çıkan futbolculardan Mbappe, Vinicius ve Konate’nin tişörtün ön kısmını içe doğru katlayarak yazıyı kapatması kamuoyunda infial yarattı.
Real Madrid Kulübü, söz konusu kampanyaya katılımın zorunlu değil gönüllülük esasına dayandığını ve oyuncuların kişisel tercihlerine saygı duyulması gerektiğini savunarak yıldızlarına sahip çıktı.
Mbappe ise daha sonra yaptığı açıklamada, amacının Ceuta halkıyla dayanışmayı reddetmek olmadığını, göç krizi sırasında hayatını kaybeden ya da mağdur olan mültecilerin acılarını yok saymamak adına tarafsız kalmayı tercih ettiğini belirtti.
La Liga ve milli takım hattında derin çatlak
Futbolcuların bu tutumu İspanyol spor yönetimini ikiye böldü:
- Javier Tebas (La Liga Başkanı): Oyuncuların kurumsal dayanışma kampanyasını bu şekilde manipüle etmesini sert bir dille eleştirdi.
- David Aganzo (Futbolcular Birliği Başkanı): Kulüplerin ve federasyonun oyuncuları yeterince bilgilendirmediğini vurgulayarak, futbolcuların neye alet olduklarını bilmedikleri kampanyalara zorlanamayacağını savundu.
Tartışmaların tırmanması üzerine İspanya Milli Takım Teknik Direktörü Luis de la Fuente, Dünya Kupası ile birlikte Ceuta’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. De la Fuente’nin kent sakinlerine hitaben “Burası İspanya’dır, burası Ceuta’dır” şeklindeki net ifadeleri, krizin ulusal egemenlik tartışmasına evrildiğini gösterdi.
Ceuta Kulübü Başkanı Luhay Hamidu ise *Al Jazeera English*’e yaptığı değerlendirmede olaya daha yapıcı bir açıdan yaklaşarak; “Tişörtü gururla taşıyanlara da kendi gerekçeleriyle göstermemeyi seçenlere de saygı duyuyorum. Hiç kimseyi tam olarak kavramadığı karmaşık bir siyasi konunun tarafı olmaya zorlayamazsınız” ifadelerini kullandı. Beyaz bir tişört üzerindeki birkaç kelimeyle başlayan kriz, İspanya’da spor ile jeopolitik dengelerin ne denli iç içe geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

















