Ortadoğu’da ilan edilen uluslararası mutabakatlara ve ateşkes çabalarına rağmen, İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadından gerilimi tırmandıracak, uluslararası hukuku hiçe sayan açıklamalar gelmeye devam ediyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Lübnan’daki askeri operasyonlar sırasında yaşanan asker kayıplarının ardından tüm Lübnan halkını ve topraklarını hedef alan skandal ifadeler kullandı.
“Her İsrailli Annenin Gözyaşı İçin Bin Lübnanlı Anne Ağlamalı”
Lübnan’ın güneyinde yürütülen çatışmalarda 4 İsrail askerinin hayatını kaybetmesi üzerine sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Ben-Gvir, intikam içerikli nefret söyleminde bulundu. Her İsrail vatandaşının güvenliğinin öncelikli olduğunu savunan aşırı sağcı bakan, şu ifadeleri kaydetti:
“Her İsrailli annenin döktüğü her bir gözyaşı için, bin Lübnanlı anne ağlamalı. Bütün Lübnan yanmalı.”
Ben-Gvir’in sivil halkı doğrudan hedef gösteren ve topyekun bir yıkım çağrısı yapan bu sözleri, uluslararası arenada ve sosyal medyada çok büyük tepki topladı.
“Oğullarımızın Kanı Pazarlık Konusu Değildir”
İran ile ABD arasında Pakistan’ın ara buluculuğunda imzalanan ve Lübnan’ı da kapsayan İslamabad Mutabakatı‘na daha önce de karşı çıkan Ben-Gvir, Washington yönetimine de rest çekti. Paylaşımında ABD’nin bölgedeki diplomatik baskılarına atıfta bulunan İsrailli bakan, geri adım atmayacaklarının sinyalini vererek şunları yazdı:
“ABD’lilere saygı duyarak şunu belirtmek isterim ki; İsrail, tüm dünyaya oğullarımızın kanının ve vatandaşlarımızın güvenliğinin asla bir pazarlık konusu olmadığını son derece açık ve net bir şekilde göstermelidir.”
Diplomatik Süreç Savaş Kabinesinde Çatlak Yaratıyor
Ben-Gvir’in bu çıkışı, ABD-İran mutabakatının ardından İsrail iç siyasetinde ve hükümet kanadında yaşanan derin çatlakları bir kez daha gözler önüne serdi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun orduya “saldırıları durdurma” talimatı verdiği iddialarının konuşulduğu bir dönemde, kabinenin en radikal isimlerinden biri olan Ben-Gvir’in savaşı körükleyen bu duruşu, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını zorlaştıran en büyük etkenlerden biri olarak değerlendiriliyor.

