Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) koridorlarında tüzük ve kurultay tartışmalarıyla başlayan idari kriz, istifa dalgasıyla tavan yaptı. İstinaf mahkemesinin, partinin geçmiş kurultay süreçlerine yönelik verdiği “mutlak butlan” kararının ardından hareketlenen ana muhalefet partisinde, Özgür Özel ekibine mensup 28 Parti Meclisi (PM) üyesi noter kanalıyla görevlerinden istifa etti.
Bu hamle, tüzük kuralları gereği Parti Meclisi’nin fiilen düşmesi ve partinin zorunlu olarak olağanüstü kurultay sürecine girmesi anlamına geliyor.
Disipline sevk kararı krizi tetikledi
Siyasi krize ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir basın toplantısı düzenleyen CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, yaşanan sürecin hukuki arka planına dair detaylar paylaştı. Yargı kararı neticesinde 2020 yılında gerçekleştirilen kurultaydaki PM yapısının yeniden yasal zemin olarak kabul edildiğini hatırlatan Emre, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından alınan son kararları sert bir dille eleştirdi.
Dün gerçekleştirilen MYK toplantısında 9 milletvekilinin tedbirli olarak kesin çıkarma cezası istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edildiğini anımsatan Emre, “2020 ve sonraki yıllarda güncellenen parti tüzüklerine göre, MYK’nin tek başına milletvekillerini disipline gönderme gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Parlamenterlerin YDK’ye sevki hususunda karar alabilecek yegane organ Parti Meclisi’dir” dedi.
“Yedek üyeler dahil sayı sınırın altına indi”
Zeynel Emre, daha önce yaptığı “İstersek PM’yi düşürürüz” yönündeki uyarıyı hayata geçirdiklerini vurgulayarak tüzükteki aritmetik hesabı kamuoyuyla paylaştı. 2020 kurultayında seçilen 60 asıl ve 15 yedek üye dahil toplam 75 kişilik havuzun, aradan geçen 6 yıllık süreçte belediye başkanlıkları, gruptaki yeni görevlendirmeler ve eski istifalarla zaten 57 seviyesine kadar gerilediğini belirtti.
Tüzüğün 24. maddesinin 3. fıkrasına atıfta bulunan Emre, şu ifadeleri kullandı:
“Tüzüğümüz çok açık bir şekilde; Parti Meclisi üye sayısının, yedeklerin çağrılmasına rağmen üye tam sayısının 3’te 2’sinin altına inmesi durumunda organın düşeceğini ve olağanüstü kurultay kararının alınacağını emreder. Bu düşüş için 17 istifa yeterliyken, biz şu an itibarıyla noter marifetiyle tam 28 ismin istifa dilekçesini resmiyete döktük. Ayrıca bizimle aynı görüşte olan 10’a yakın arkadaşımız da yapılan bu usulsüzlüklerin partinin siyasi geleceğine zarar vereceğini içeride savunmak üzere toplantıya katılıyor.”
45 gün içinde genel kurul çağrısı zorunlu
Hukuki olarak mevcut PM’nin işlevini yitirdiğini savunan Emre, Genel Başkanlığın tüzük gereği en geç 45 gün içerisinde olağanüstü seçimli kurultayı toplamak zorunda olduğunu ilan etti. Bu aşamadan sonra kurultay takviminin işletilmemesinin açık bir tüzük ihlali ve suç teşkil edeceğini öne süren İstanbul Milletvekili, mevcut yönetim organlarının kurultaya hazırlık dışında hiçbir idari karar alamayacağını, mali harcama yapamayacağını savundu.
Ayrıca adli takvime de dikkat çeken Emre, 25 Temmuz tarihine kadar yasal bir kurultay organize edilmemesi durumunda, CHP’nin resmi seçimlere katılamama ve parti mallarının Hazine’ye devredilmesi gibi çok ağır hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
“Özgür Özel’in alacağı kararlara bağlıyız”
Tartışmaların odağındaki bir diğer isim olan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül de Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Parti tüzüğünün “CHP’nin anayasası” olduğunu belirten Bülbül, tüzük maddelerini uygulamadan parti içinde “arınma” politikasından bahsedilemeyeceğini dile getirdi.
Parti içindeki gerilim sonrası bazı milletvekillerinin yeni kurulacak farklı bir siyasi oluşuma geçeceği yönündeki iddiaları net bir dille yalanlayan Bülbül, kökenlerinin Kuvayımilliye’ye dayandığını belirterek, “Bizler sonuna kadar cumhuriyetin kurucu partisinin neferleriyiz. Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ve genel merkez mekanizmalarımız bu kriz karşısında hangi radikal kararı alırsa alsın, ona harfiyen uymaya devam edeceğiz” dedi.

