Danimarka’da 24 Mart’ta gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından başlayan hükümet kurma süreci çıkmaza girdi. Seçimleri ilk sırada tamamlayan Sosyal Demokratların lideri ve mevcut Başbakan Mette Frederiksen, yürüttüğü 45 günlük müzakere sürecinde sonuç elde edemedi. Yaşanan siyasi tıkanıklık üzerine Danimarka Kraliyeti, hükümet kurma yetkisini el değiştirerek yeni bir süreci başlattı.
Kraliyet tarafından yapılan açıklamada, seçimi ikinci sırada tamamlayan Danimarka Liberal Partisi (Venstre) lideri ve mevcut Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen’in yeni “müzakereci” olarak atandığı duyuruldu. Bu hamleyle birlikte, ülkedeki yönetim boşluğunun en kısa sürede giderilmesi ve koalisyon seçeneklerinin hızla değerlendirilmesi hedefleniyor.
Poulsen’den uzlaşı ve hazırlık mesajı
Yeni görevine ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Troels Lund Poulsen, müzakere sürecine pazartesi günü başlayacağını ifade etti. Görevin zorluğuna dikkat çeken Poulsen, “Bu zor bir görev ancak çalışmayı dört gözle bekliyorum. Hükümetin kurulabilmesi için herkesin birbirine uyum sağlamaya ve karşılıklı uzlaşmaya hazır olması gerekiyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, parlamentodaki mevcut tablo partiler arası iş birliğini zorunlu kılıyor. 179 sandalyeli Danimarka parlamentosunda hiçbir parti tek başına iktidar çoğunluğuna ulaşamadı. Seçim sonuçlarına göre Sosyal Demokratlar 84, Danimarka Liberal Partisi 77 ve Moderaterne (Ilımlar) Partisi 14 sandalye kazanmıştı. Geri kalan sandalyeler ise diğer küçük partiler ile Grönland ve Faroe Adaları’ndan gelen temsilciler arasında paylaşıldı.
Seçim sonrası 45 günlük belirsizlik
Yaklaşık 6 milyon nüfuslu ülkede halk, mart ayında sandık başına giderek 12 farklı partinin yarıştığı bir seçim dönemini geride bırakmıştı. Ancak seçimden bu yana geçen 45 günlük sürede partilerin ortak paydada buluşamaması, Danimarka siyasetinde nadir görülen uzun süreli bir belirsizliğe yol açtı.
Sonuç olarak, Poulsen liderliğinde başlayacak yeni tur görüşmelerin, Danimarka’nın gelecekteki yönetim yapısını belirlemede kritik rol oynaması bekleniyor. Siyasi analistler, partilerin özellikle ekonomik reformlar ve sosyal politikalar konusundaki fikir ayrılıklarını aşmak için yoğun bir diplomasi yürüteceğini öngörüyor.

