Dünya genelinde kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken teşhis, hastalığın diğer doku ve organlara yayılmasını önleyerek tam iyileşme şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Kamuoyunda meme kanserinin ilk ve tek belirtisinin elle hissedilen kitle olduğu yönünde yaygın bir algı bulunsa da uzmanlar, dokuda kitle olmaksızın ortaya çıkan yapısal ve görsel değişikliklerin de en az sert bir yumru kadar kritik uyarı işaretleri barındırdığına dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre memede fark edilen kitlelerin büyük çoğunluğu iyi huylu dokulardan ve kistlerden oluşuyor. Ancak erken evre tümörlerin belirgin bir ağrı yaratmadan ilerleyebilmesi, vücudun verdiği görsel sinyalleri doğru okumayı ve periyodik taramaları aksatmamayı hayati hale getiriyor.
İhmal edilmemesi gereken 7 kritik belirti
Klinik rehberler ve sağlık otoriteleri, kitle dışındaki şu değişimlerin tıbbi değerlendirme gerektirdiğini vurguluyor:
- Yeni kitle veya doku sertleşmesi: Özellikle sınırları belirsiz, hareket etmeyen ve sert dokular şüphe uyandırıyor. Amerikan Radyoloji Koleji yönergelerine göre tanı süreci 30 yaş altında öncelikle ultrasonla, 40 yaş ve üzerinde ise mamografiyle başlatılıyor.
- Koltuk altında şişlik: Memede belirgin bir yapı olmasa dahi koltuk altı lenf bezlerinde ortaya çıkan büyüme ve sertlikler tümör yayılımının ilk işareti olabiliyor.
- Boyut ve biçim asimetrisi: İki meme arasındaki doğal farklılıkların ötesinde; memelerden birinde aniden gelişen hacim artışı veya sarkma incelenmelidir.
- Cilt dokusunda portakal kabuğu görünümü: Deride çekinti, çukurlaşma, kızarıklık, kalınlaşma ve “portakal kabuğu” dokusu lenf kanallarının baskı altında olduğuna işaret edebiliyor.
- Meme başında içe çökme ve yön değişimi: Doğuştan gelen durumlar hariç, meme ucunun aniden içeriye gömülmesi veya yön değiştirmesi risk grubunda yer alıyor.
- Kendiliğinden gelen akıntı: Özellikle tek memeden, baskı uygulamaksızın gelen kanlı veya berrak akıntılar hekim kontrolü gerektiriyor.
- Bölgesel ve kalıcı ağrı: Meme ağrılarının çoğu hormonal dalgalanmalardan kaynaklansa da tek bir noktaya odaklanan ve geçmeyen batmalar ihmal edilmemelidir.
Solunum yolu enfeksiyonları ve uyuyan hücreler
Yakın dönemde yayımlanan klinik araştırmalar, daha önce tedavi görmüş hastalar açısından dikkat çeken bir bulguyu daha gündeme taşıdı. Kovid-19 ve influenza gibi ağır seyreden solunum yolu enfeksiyonlarının tetiklediği sistemik iltihaplanmanın, vücutta uykuda bekleyen meme kanseri hücrelerini yeniden aktif hale getirme riski taşıdığı tespit edildi. Uzmanlar, geçmişte bu tanıyı almış bireylerin enfeksiyonlara karşı daha temkinli olması gerektiğini vurguluyor.
Hangi aşamada uzmana başvurulmalı?
Uzmanlar, aynada veya elle yapılan kontrollerde olağan dışı bir değişim fark edildiğinde paniğe kapılmadan ancak vakit kaybetmeden genel cerrahi uzmanına başvurulmasını öneriyor. İleri yaş, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü ve genetik yatkınlık risk katsayısını artırsa da hiçbir risk faktörü taşımayan bireylerde de hastalığın görülebileceği unutulmamalıdır. Erken evrede yakalanan vakalarda modern onkolojik tedavilerle tam başarı oranı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor.
















