İstanbul’da can kayıplarına ve maddi hasara yol açan son sel felaketinin ardından, benzer meteorolojik olaylarda hangi bölgelerin risk altında kalacağı sorusu yeniden gündeme geldi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, kentin iki yakasında dere yatakları ve kontrolsüz kentleşmenin kesiştiği 10 kritik ilçeye dikkat çekerek uyarılarda bulundu.
Doç. Dr. Ekmekcioğlu, benzer şiddetteki aşırı yağışların tekrarlanması durumunda doğal drenaj hatları tahrip olmuş havzalarda ciddi taşkınların kaçınılmaz olacağını ifade etti.
Avrupa Yakası’nda 8 ilçe yüksek tehdit altında
Doç. Dr. Ekmekcioğlu’nun değerlendirmelerine göre, Avrupa Yakası’nda özellikle geçmişte de taşkınlarla anılan ana dere vadileri ve yoğun yerleşimler en hassas noktaları oluşturuyor:
- Ayamama Deresi havzası: Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy,
- Haramidere havzası: Esenyurt ve Avcılar,
- Kuzey ve Haliç hattı: Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri.
Anadolu Yakası’nda iki önemli merkez
Anadolu Yakası’nda da dere drenaj sistemlerinin baskı altında olduğu bölgelerin altını çizen uzman isim; Kadıköy çevresindeki Kurbağalıdere havzası ile Beykoz‘daki çeşitli dere vadilerinin olası şiddetli yağışlarda benzer taşkın risklerini barındırdığını vurguladı.
Hasarın boyutunu belirleyen etkenler neler?
Tespit edilen riskli bölgelerin ortak paydasının “yoğun yapılaşma ve değiştirilmiş doğal drenaj sistemleri” olduğunu aktaran Ekmekcioğlu, her noktanın aynı düzeyde etkilenmeyeceğini belirtti. Taşkın ve yıkımın şiddetinde; yağışın yerel yoğunluğu, süresi ve mikro havza koşullarının belirleyici rol oynayacağı kaydedildi.

















