Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zeka teknolojilerindeki hızlı ilerlemenin küresel enerji arzındaki şoklara rağmen dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 3 seviyesinde büyümesine katkı sağladığını bildirdi. Tayland’da düzenlenen IMF ve Dünya Bankası Yıllık Toplantıları kapsamında değerlendirmelerde bulunan Georgieva, teknolojik dönüşümün ekonomik ivmeyi destekleyen temel dinamiklerden biri haline geldiğini vurguladı.
Üretim zinciri ve küresel teknoloji rekabeti
Georgieva, yapay zeka alanında üretim ve geliştirme süreçlerine öncülük eden ekonomilerin başında ABD, Çin ve Hindistan’ın geldiğini belirtti. Tayland başta olmak üzere birçok Asya ülkesinin de gerekli altyapıyı inşa etmek için adımlar attığına işaret eden IMF Başkanı, yeni teknolojilerin küresel değer zincirlerini yeniden şekillendirdiğini ifade etti.
ABD ile Çin arasında gelişmiş çipler, yapay zeka modelleri ve robotik teknolojiler üzerinde süren rekabet tırmanırken, Washington yönetiminin Pekin’e yönelik yarı iletken ihracat kısıtlamaları teknoloji piyasalarındaki dengeleri doğrudan etkiliyor. Tüm bu jeopolitik ve ticari sürtüşmelere rağmen yapay zekaya aktarılan sermaye, küresel verimlilik artışını canlı tutmaya devam ediyor.
Enerji şokları ve savunma harcamaları enflasyonu tetikliyor
Küresel ekonomik görünüm, Orta Doğu’daki askeri gerilimler ve enerji tedarik hatlarında yaşanan aksamalar nedeniyle kırılganlığını koruyor. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı üzerindeki sevkiyat endişeleri petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı çekerken, küresel enflasyon baskısı merkez bankalarının para politikalarını zorlaştırıyor.
Georgieva, yükselen enerji maliyetlerinin yanı sıra savunma harcamalarındaki keskin artışların da enflasyonu yukarı iten önemli bir unsura dönüştüğünü vurguladı. Üye ülkelere bütçe açıklarını dizginleme ve enflasyon dalgasına karşı hızlı hareket etme çağrısında bulunan IMF Başkanı, bu tablonun faiz baskısını artırdığını kaydetti.
Gelişmekte olan piyasalar baskı altında
Gelişmiş ülkelerde faiz oranlarının ve tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi, sermaye akışlarını tersine çevirerek gelişmekte olan piyasaları kırılgan hale getiriyor. Georgieva, gelişmekte olan ekonomilerin bu yüksek getiri ortamının dolaylı mağduru konumuna düştüğünü belirtti.
Uzmanlar, yapay zekanın sağladığı üretkenlik artışı olmaksızın, artan askeri harcamalar ve enerji krizinin küresel ekonomide çok daha derin bir durgunluğa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

















