Bulaşıkçılıktan Oscar’a uzanan yol: Sidney Poitier’nin zaferi

Bahamalardan Hollywood zirvesine tırmanan Sidney Poitier, ırkçılıkla savaşarak Oscar kazanan ilk siyah aktör oldu.

Bulaşıkçılıktan Oscar'a uzanan yol: Sidney Poitier'nin zaferi

Yirmi yaşına basmamış siyahi bir bulaşıkçı genç, çalıştığı restoranın mutfağında müşterilerin akşam yemeğini bitirmesini beklerken elindeki gazeteyi okumaya çalışıyordu. Ancak harfler bir türlü bir araya gelmiyordu. 12 yaşında ailesinin domates tarlalarında çalışabilmek için okulu bırakan delikanlının okuma bilmediğini fark eden yaşlı bir garson, ona yardım elini uzattı. Kelimeleri, harflerin okunuşunu ve noktalama işaretlerini sabırla öğreten o garson, dünya sinema tarihini değiştirecek bir yolculuğun ilk kıvılcımını yaktı. Bu genç, yıllar sonra Hollywood’un zirvesine çıkarak Oscar heykeli kaldıracak olan Sidney Poitier’den başkası değildi.

Bahamalar’dan cebinde birkaç dolarla ABD’ye göç eden, sokaklarda ve otobüs terminallerinde yatan Poitier, beyaz perdeye adım attığı andan itibaren yalnızca yeteneğiyle değil, dönemin katı ırk ayrımcılığına karşı sergilediği vakur duruşuyla da bir kuşağın simgesi haline geldi.

Domates mahsulüyle gelen erken doğum ve ilk şok

Sidney Poitier, 20 Şubat 1927’de Bahamalı çiftçi bir ailenin domates mahsulünü satmak üzere Miami’ye yaptığı seyahat sırasında vaktinden önce dünyaya geldi. Bebeklerinin yaşaması için üç ay boyunca ABD’de kalan aile, ardından Bahamalar’a geri döndü. Elektriğin ve temiz suyun bulunmadığı yoksul bir köyde, siyahilerin çoğunlukta olduğu korunaklı bir ortamda büyüyen Poitier, 16 yaşında çalışmak için tek başına Amerika’ya döndüğünde hayatının en büyük travmasını yaşadı.

Ülkenin güney eyaletlerindeki Jim Crow yasaları ve ırk ayrımcılığı, ona ten renginin hayatını belirleyen bir engel olduğunu acı şekilde öğretti. Beyazlara boyun eğmeyi reddettiği için defalarca tehdit alan Poitier, çareyi kuzeye, New York’a kaçmakta buldu.

Amerikan Siyah Tiyatrosu’ndan ilk Oscar adaylığına

Oyunculuk eğitimi olmayan Poitier, New York’ta Amerikan Siyah Tiyatrosu’nun seçmelerine katıldığında hem yetersiz okuma becerisi hem de ağır Karayip aksanı nedeniyle kapı dışarı edildi. Ancak pes etmedi; radyodaki spikerleri taklit ederek diksiyonunu düzeltti ve temizlik karşılığında tiyatro dersleri aldı.

1950 yapımı No Way Out filmindeki dürüst hekim rolüyle dikkat çeken aktör, asıl büyük çıkışını 1958 yılında The Defiant Ones (Kader Bağlayınca) ile yaptı. Tony Curtis ile birlikte birbirine zincirlenmiş iki kaçak mahkumu canlandırdığı film, Poitier’ye kariyerinin ilk En İyi Erkek Oyuncu Oscar adaylığını getirdi.

Zirveye giden yol: Lilies of the Field ve tarihi Oscar

Poitier, 1961’de A Raisin in the Sun filmini çekerken Los Angeles’ta parası olmasına rağmen ten rengi nedeniyle ev kiralayamadı; ancak beyaz perdedeki engelleri birer birer yıktı. Beklenen tarihi an 1963 yapımı Lilies of the Field (Tarladaki Zambaklar) filmiyle geldi. Arizona çölünde beş Doğu Avrupalı rahibeye kilise inşa eden seyyar tamirci Homer Smith rolü, ona 1964 Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandırdı. Poitier, bu kategoride Oscar kazanan ilk siyahi oyuncu olarak tarihe adını yazdırdı.

Sinema tarihine geçen replik: “Bana Bay Tibbs derler!”

Aktörün kariyeri 1967 yılında sinema tarihinin en üretken dönemlerinden birini yaşadı. Aynı yıl vizyona giren üç başyapıt, Poitier’yi gişenin zirvesine taşıdı:

  • ***To Sir, with Love* (Öğretmenime Sevgilerle):** Londra’nın zorlu banliyölerinde öğretmenlik yapan saygın bir eğitimciyi canlandırdı.
  • ***In the Heat of the Night* (Gecenin Sıcağında):** Irkçı güney kasabasında cinayet soruşturan Virgil Tibbs rolüyle hafızalara kazındı. Filmdeki “Bana Bay Tibbs derler!” cümlesi Amerikan sinemasının en unutulmaz replikleri arasına girdi.
  • ***Guess Who’s Coming to Dinner* (Beklenmeyen Misafir):** Spencer Tracy ve Katharine Hepburn ile başrolleri paylaşarak ırklararası evlilik tabusunu Amerikan toplumunun vicdanına taşıdı.

Ku Klux Klan kovalamacası ve yönetmenlik koltuğu

Poitier yalnızca perdede değil, gerçek hayatta da ırkçılıkla mücadele etti. 1964 yılında şarkıcı ve aktivist Harry Belafonte ile birlikte Mississippi’deki sivil haklar savunucularına nakit para ulaştırmak üzere çıktığı yolda ırkçı Ku Klux Klan örgütü üyelerinin araçlı kovalamacasından kıl payı kurtuldu. Martin Luther King ile birlikte tarihi Washington Yürüyüşü’ne katıldı; aşağılayıcı bulduğu basmakalıp rolleri kararlılıkla reddetti.

1970’lerden itibaren kamera arkasına geçen usta sanatçı, 1980 yapımı Stir Crazy ile gişede 100 milyon dolar hasılat barajını aşan ilk siyahi yönetmen unvanını elde etti. 2002 yılında Akademi tarafından Onur Ödülü’ne layık görülen efsanevi isim, 6 Ocak 2022’de 94 yaşında aramızdan ayrıldı. Mutfakta başlayan okuma serüvenini dünya sinemasının zirvesinde tamamlayan Poitier, ardından gelen nesillere onurlu bir miras bıraktı.

Bulaşıkçılıktan Oscar’a uzanan yol: Sidney Poitier’nin zaferi
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.