Pekin yönetimi, Orta Doğu’da artan askeri gerilimin küresel ticareti tehdit eden boyutlara ulaşması üzerine diplomatik temaslarını hızlandırdı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bölgedeki son gelişmeleri ve deniz güvenliği krizini ele aldı.
Görüşmenin ana gündem maddesini, ABD, İsrail ve İran hattında tırmanan çatışmalar nedeniyle gemi trafiğinin büyük ölçüde durduğu Hürmüz Boğazı oluşturdu. Şi Cinping, uluslararası bir su yolu olan boğazın olağan seyrüsefere açık tutulmasının sadece bölge ülkeleri için değil, uluslararası toplumun ortak menfaati için de hayati önem taşıdığının altını çizdi.
Pekin’den acil ateşkes vurgusu
Körfez bölgesindeki istikrarsızlığa dair ülkesinin tutumunu yineleyen Çin lideri, krizin aşılması için acil ve kapsamlı bir ateşkesin şart olduğunu savundu. Anlaşmazlıkların askeri yöntemler yerine siyasi ve diplomatik araçlarla çözülmesi gerektiğini belirten Şi, bölge ülkelerinin kendi geleceklerini tayin ederek kalıcı barış ve güvenliğe dayalı ortak bir vizyon inşa etmelerine tam destek verdiklerini ifade etti.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise yayılan çatışma ortamının Körfez ülkelerinin ulusal güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Savaşın küresel enerji tedariki ve ekonomik faaliyetler üzerinde yarattığı yıkıcı etkilere dikkat çeken Bin Selman, Riyad yönetiminin gerilimin düşürülmesinden ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduğunu dile getirdi.
Küresel enerjinin şahdamarı tehlikede
Diplomatik temasların arka planında ise Hürmüz Boğazı’nda fiilen durma noktasına gelen deniz trafiği yatıyor. Dünyanın en kritik enerji rotası olan bu geçit; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Irak ve İran’ın hidrokarbon kaynaklarını uluslararası pazarlara bağlıyor. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’i, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatının yüzde 20’si ve gübre ticaretinin yüzde 30’u bu dar su yolundan gerçekleştiriliyor.
Enerji ihtiyacının çok büyük bir kısmını dışarıdan karşılayan Çin için de bu kriz stratejik bir tehdit oluşturuyor. Pekin, petrol ithalatının yüzde 45’ini ve LNG tedarikinin yüzde 30’unu doğrudan Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı güzergahından sağlıyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin neden olduğu kesintiler, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının tırmanışa geçmesine ve küresel tedarik zincirlerinde derin kırılmalara yol açmış durumda.

